Kazan: Af haksız lekeyi silmez... HAKSIZ KARAR KALDIRILMALI!
| Kazan: Af haksız lekeyi silmez... HAKSIZ KARAR KALDIRILMALI! | ||
| ||
Refahyol hükümetinin Adalet Bakanı Şevket Kazan, Refah Partisi’nin mali hesaplarıyla ilgili açılan davada verilen kararın adaletsizliğini ve haksızlığını 80’e yakın belge ile ortaya koyan ‘Erbakan Nasıl Yargılandı’ isimli kitabında tüm gerçekleri gözler önüne seriyor. |
Kazan,“Erbakan Nasıl Yargılandı” başlığı altında yayınlanan bu kitabın, Erbakan’ın çileli siyasi hayatına son noktayı koyan bir davanın iç yüzünü dava dosyası içinde yer alan gerçek belgeleriyle kamuoyunun önüne getirdiğini kaydetti.
Kazan, şöyle konuştu:
“Yıllarca Adalet Bakanlığı yapmış ve yargı erkinin her ihtiyacını karşılamak için büyük bir özveriyle hizmet etmiş bir siyasetçi olarak, bir adli hatanın düzeltilmesi amacıyla da olsa, böyle bir kitabı yazmış olmaktan gerçekten üzgünüm”.
Kazan, ülkesine ve insanlığa kendisini adamış ve tüm meydan konuşmalarında halkını “Milletimizin saadet ve selameti için, tüm islam dünyasının ve bütün insanlığın saadet ve selameti için bütün gücümüzle çalışacağımıza söz veriyoruz” diyerek her insana idealin ne olması gerektiğini öğreten ve böylesine yüce değerler uğruna çalışma aşkı, şevki ve heyecanını aşılayan bir insanı, milletim ve dünya insanlığı önünde içine düştüğü eziklikten kurtarmak için bu kitabı yazmanın kendisi için bir vicdan borcu olduğunu vurguladı.
Adli hatalara düşülmemesi, düşülmüşse bu hataların düzeltilmesi için yıllarca uğraştıklarını ama sonuç alamadıklarını vurgulayan Şevket Kazan, “Sonuç alınamayınca da bu kitabın yazılması benim için bir adli ve ahlaki vecibe oldu. Umarım ki hem mağdur olanlara hem de bu konuda bilgi sahibi olmayanlara faydası olur” dedi.
ERBAKAN ŞEREFİYLE HİZMET ETTİ
Kazan, “Erbakan şerefli bir insandır. Bu ülkede başbakanlık yapmış bir insandır. Bazı başbakanların yetkisi dahilindeki örtülü ödenek tartışılmıştır. Ama Erbakan döneminde hiçbir zaman örtülü ödeneğin tartışması yapılmamıştır. Yapılması da mümkün değildir. Şerefiyle hizmet etmiştir. Ömrünü bu ülkeye, İslam dünyasına ve insanlığa adamış bir insanın siyasi hayatına bu şekilde son verilmesi, bu dünyada değilse bile gideceğimiz ebedi olan dünyada hesabı verilecek olan bir iştir” dedi.
Şu anda kesinleşmiş gibi görünse bile bu davanın mutlaka bir çözüm bulunup ortaya koydukları deliller ışığından yenilenmesi gerektiğini söyleyen Kazan, “Erbakan ve arkadaşları hakkında verilen haksız mahkûmiyet kararlarının kaldırılmalı ve alınlarına sürülmek istenen leke temizlenmelidir”
Kitapta davanın safahatını öncesi ve sonrasıyla başından sonuna kadar anlattığını dile getiren Kazan, “Yazdıklarımın okuduktan ve gerçekliğini doğrulayan ve dava dosyasının münderecatı içinde bulunan ekteki belgeleri de gördükten ve hele hele Son Söz bölümünde “gerçeklerle ters düşen bu mahkeme kabulleri adaletse eğer bir diyeceğim yoktur, değilse bu dava yenilenmelidir” şeklinde ortaya koyduğum 21 maddeden oluşan haksızlık feryadımın kulaklarınızda ve vicdanlarınızda iz bırakmasını ümit ederim”diye konuştu.
80’E YAKIN BELGE
Kitabın sonuna eklediği takriben 80’e yakın belgenin içinden bu davanın yenilenmesini zaruri kılacak 25 belgeyi teker teker anlatan Kazan, Anayasa Mahkemesi dışında hiçbir organın siyasi partilerin mali hesaplarını inleyemeyeceğine ilişkin kararları naylon fatura iddialarını, olmadığı öne sürülen şirketleri, valilik ve kaymakamlık yazışmalarını, Refah Partisi’nin 1997’de iddiaların aksine nasıl hummalı faaliyetlerde bulunduğunun belgelerini, Maliye raporlarını delilleriyle ortaya koydu.
Mahkeme tarafından dikkate alınmayan belgeleri kitaba aktaran Şevket Kazan, “Refah Partisi aleyhine tam bir komplo ile karşı karşıya kalınmıştır. Bütün bu belgelerle, bu davanın komplo olduğu açık seçik ortaya çıkmış oluyor” diye konuştu.
Kitaptaki bazı belgelerden örnekler göstererek, ''yargılama aşamasında bunların dikkate alınmadığını'' söyleyen Kazan, ''kayıp'' olduğu belirtilen 896 milyar liranın nerelere harcandığının bu belgelerle ortaya koymak istediklerini, ''karar verilmeden konuya ilişkin 900 çuval belge ve faturanın ne mahkeme ne de bilirkişi tarafından incelendiğini'' öne sürdü.
Mahkeme kararının 60. sayfasında 1997 yılında Refah Partisi’nin hiçbir faaliyette bulunmadığına ilişkin hükmü de eleştiren Kazan, Refah Partisi’nin 1997 yılının ilk yarısında iktidarda ikinci yarısında ise anamuhalefet görevi bulunduğunu kaydetti. Buna ilişkin bir çok resmi belge ile valilik ve kaymakamlık yazışmalarının görmezden gelindiğini hatırlatan Kazan, “Bütün illerden gelen cevabi yazılarda bu faaliyetler yazıldığı halde, Ağır Ceza Mahkemesi bir mahkemede üye olan hakimlerin kararlarını yazarken ‘hiçbir ilde faaliyette bulunulmamıştır’ ifadesini, vicdanlarınıza sesleniyorum. Nasıl kabul edersiniz? Nasıl yazabilirsiniz? Üzüldüğümüz Ağır Cezanın verdiği kararı incelemesi gereken Yargıtay Ceza Dairesinin hiçbirisini dikkate almamış olmasıdır. Bu bir yargı faciasıdır. Mahkemenin kararında hiçbir faaliyette bulunulmamış ve bütün faturalar hayali diyen hem 9. Ağır Cezanın hem de bu kararı inceleyip doğru diyen Yargıtay’ın ilgili dairesinin üyelerini gerçekten ağır itham altına alan hukuk gerçekleridir” dedi.
DREYFUS DAVASI
Şevket Kazan şöyle konuştu:
“Bu adeta bir dreyfus davası gibi bir davadır. Bu dava yenilenmelidir. Yenilenmesi için çok fırsatlar çıkmıştır. Ama yenilenmemiştir. Erbakan Hocanın kurduğu partiler kapatılıyor. Erbakan Hoca çeşitli konuşmalarından dolayı mahkemelere çıkartılıyor. Erbakan Hoca, sudan bahanelerle yasaklanıyor. Ama Erbakan bütün bunlara engel tanımıyor, tekrar siyaset sahnesine ağırlığını koyuyor. O zaman Erbakan’ı siyaset sahnesinden silmemiz gerekiyor? Nasıl silelim? Bir siyasi kişiliğin siyasi hayatını sona erdirmek için SPK ve Anayasa’ya göre eğer yüzkızartıcı bir suç işlemesi gerekir. Bu dava da Erbakan’ın, yüzkızartıcı suçla siyasi ömrünün bitirmek için açılmıştır”
1997 yılında Anayasa Mahkemesinin 130 milletvekiline sahip ANAP’ın 1,3 trilyon tutarındaki 1997 yılı kesin hesabını ve 130 milletvekiline sahip Doğruyol Partisinin 1,5 trilyon tutarındaki kesin hesabını onayladığını kaydeden Kazan, “Refah Partisi’nin 160 milletvekili var. Orantıya göre, 2 trilyonun harcaması lazım. Ama RP, 896 milyar harcamış. Fakat mahkeme bunu harcamadığı halde harcamış gibi gösteriyor diyor. Bu kadar parti binasının kirası, elektrik, telefon ve su faturaları nereden ödendi? İşte bu paralarla ödendi” dedi.
900 ÇUVALIN İPİ BİLE ÇÖZÜLMEDİ
Genel merkez ve illere ait 900 çuval harcama faturasının ipleri dahi çözülmeden bu kararın verildiğini ifade eden Şevket Kazan, “Oysa, bunların sahte olduğunu söyleyebilmek için bu çuvalların açılıp, Jandarma Genel Komutanlığı’nın grofoloji bölümünde incelenmesi gerekirdi. Hangi dünyada yaşıyoruz. Bu kadar olamaz. Bugüne kadar sustuysak efendiliğimizden sustuk. Erbakan hocamızın, rahmetli babası hakimdi. Bir hakim oğlu olduğu için mahkemelerin verdiği kararlara karşı feryat etme noktasında bütün avukat arkadaşlarımıza (Aman sakin olun demiştir. Bu yargı eninde sonunda adil bir karar verecektir) demişti. Ama verememiştir” dedi.
AF LEKEYİ SİLMEZ
Kazan, ''Cumhurbaşkanı'nın affı bu lekeyi silmez. Bizim mücadelemiz o değil. Biz haksız bir kararın ortadan kaldırılmasını istiyoruz'' diye konuştu.
21.8.2008 | Kategori: Siyaset | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
İlk Türk helikopteri yolda
F-16 savaş uçağı üretimiyle adını dünya savunma sanayi devleri arasına yazdırmayı başaran TUSAŞ Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş'nin (TAI), hafif ticari helikopter geliştirme projesinde geri sayım başladı. Türkiye'de ilk kez gerçekleştirilen bu öncü projede TAI, prototip üretiminin tamamlanmasıyla yer ve uçuş test çalışmalarına 2010 yılında başlamayı planlıyor. Havacılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Projesi çerçevesinde, öncelikli olarak TAI'nin daha sonra ise diğer savunma sanayi şirketlerinin bugüne kadar elde ettiği kazanımlar, helikopter üretim projesine aktarılacak.
18.8.2008 | Kategori: haberler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
Asgari ücretli ve emekli ne yapacak
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Dr. Ertan Yülek ek zammı değerlendirdi
Asgari ücretli ve emekli ne yapacak
Hükümetin memurlara yapmış olduğu 103 YTL’lik ek zammı gazetemize değerlendiren Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Dr. Ertan Yülek, “Peki asgari ücret alan işçi ne yapacak? Asgari ücret 483 YTL. Asgari memur ücreti ise bunun en az iki misli. Memur bu maaşla bile büyük sıkıntı çekerken asgari ücretliler ne yapacak, emekliler ne yapacak” diye sordu.
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Dr. Ertan Yülek, Hükümetin memurlara yapmış olduğu 103 YTL’lik ek zammı gazetemize değerlendirdi. AKP’nin, 2009’da yapılacak olan toplu görüşmeler öncesinde yapılan bu zammı sendikalara karşı bir koz olarak kullanabileceğini belirten Yülek, “Burada sendikaları zayıf düşürme hareketi var. Öbür taraftan müzakereler devam ederken, birden bire bu zammı vermeleri sendikaları memur karşısında zor durumda bırakmıştır” dedi.
Asgari ücretli ve emeklilere de aynı zam verilsin!
Memurlara yapılan bu zammın asgari ücretle çalışan vatandaşlara da verilmesi gerektiğini vurgulayan Ertan Yülek, “Peki asgari ücret alan işçi ne yapacak? Asgari ücret 483 YTL. Asgari memur ücreti ise bunun en az iki misli. Asgari ücretli de bu ülkede yaşıyor. Aynı elektriği, aynı doğalgazı kullanıyor, aynı bakkaldan alışveriş yapıyor. Memur bu maaşla bile büyük sıkıntı çekerken asgari ücretliler ne yapacak, emekliler ne yapacak” diye sordu.
Refah-Yol ile mukayese bile edilemez
AKP’nin memurlara vermiş olduğu zammın, Refah-Yol iktidarı döneminde verilen zamlarla mukayese bile edilemeyeceğini ifade eden Yülek, “Refahyol'un iktidara geldiği Haziran 1996'da, bir memurun ortalama maaşı 16 milyon lira iken, 10 ayda 42 milyon liraya yükselmiş ve % 162'lik bir artış sağlanmıştır. Keza memur emeklisinin maaşında % 165, SSK'dan emekli bir kimsenin aylığında % 175 artış olmuş, Bağ-Kur emeklisinin maaşı ise 3 milyon TL'den 19 milyon TL'ye çıkmış, yani % 533'lük bir artış verilmiştir. Bu para nereden temin edilmiştir? Faize verilen paradan kesilip dar gelirlilere aktarılmıştır” şeklinde konuştu.
- ÜMİTKAYA İstanbul
18.8.2008 | Kategori: haberler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
biz hep buradayız
Çağdışı başörtüsü yasağı ve katsayı adaletsizliği nedeniyle ülkelerinde okuyamayıp Viyana’da öğrenimlerini tamamlayan 117 öğrenci diplomalarını Türkiye’de alırken salonda bir tek cümle yankılandı:
“Biz hep buradayız”
Haksız uygulamalar nedeniyle ülkemizden ayrılarak Avusturya’ya giden ve başarılı derecelerle buradaki üniversitelerden mezun olan öğrenciler, Grand Cevahir Otel’de düzenlenen muhteşem bir programla ödüllerini aldı. Çok sayıda önemli simanın katıldığı programda yaklaşık 100 öğrenci keplerini havaya atarak mezuniyet sevincini doyasıya yaşadı.
Wonder 1 Başkanı Yusuf Kara, Avusturya’da öğrenim gören öğrencilerin başarılarla yurda döndüklerini kaydederken, ÖNDER Genel Başkanı Yusuf Ziyaettin Sula ise kendi yurtlarında zulme maruz kalan öğrencilerin, Viyana’da bunu hiçbir zaman hissettirmediklerini söyledi.
Seyid Çolak istanbul
Türkiye’de haksız bir uygulama neticesinde okuyamayıp, ülkelerinden ve ailelerinden uzakta okumak zorunda bırakılan öğrenciler, Uluslararası Öğrenciler ve Öğrenci Aktivitelerini Destekleme Derneği’nin (WONDER) düzenlediği muhteşem bir törenle diplomalarını aldı. Avusturya’da eğitimini tamamlayıp yurda dönen yaklaşık 100 öğrenci hep birden keplerini havaya atarak mezuniyet sevinci yaşadı. Viyana’daki öğretmenlerin de katıldığı etkinliğe katılım oldukça yoğun oldu.
“Birçok başarıyla döndüler”
Grand Cevahir Otel’de gerçekleştirilen ve çok sayıda davetlinin de katıldığı programda kısa bir selamlama konuşması yapan WONDER Genel Başkanı Yusuf Kara, Avusturya’da öğrenim gören öğrencilerin başarılarla yurda döndüklerini kaydetti. Daha sonra kürsüye çıkan İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Deneği (ÖNDER) Başkanı Yusuf Ziyaettin Sula ise kendi yurtlarında zulme maruz kalan başarılı öğrencilerin, Viyana’da bunu hiçbir zaman hissettirmediklerini ve ‘Biz ülkemizden kovulduk’ cümlesini kullanmadıklarını vurgularken, kendi ülkelerinin adına en ufak zarar verecek girişimde de bulunmadıklarını söyledi. Gecede Ensar Vakfı Başkanı Ahmet Şişman, gurbetteki başarılı olan öğrencilerin çabalarından bahsederken, İlim Yayma Cemiyeti Genel Başkanı Hamza Akbulut ise, başarılı öğrencileri tebrik etti.
Viyana’da değil, Türkiye’de okumak istiyorlar
Duygularını sorduğumuz Ümran Demirtaş adlı öğrenci, “Ben de ülkemde ailemin yanında eğitimim tamamlamak isterdim. Fakat bu bizi fazla etkilememeli diye düşündüm ve arkadaşlarımızla beraber bunu da başardık. Oranın götürüsü olduğu gibi getirisi de oldu. Ailemizin yanında okuyamamak bizi etkilese de orada verilen eğitim çok daha kaliteli” dedi. Elif Kaya da Türkiye’de okumayı tercih ettiğini belirterek, “ İnşallah ülkemizde bu sorun kalkar da mağdur durumda olan öğrencilerin eğitim almaları iyileştirilir” dileğinde bulundu.
Kardinal sahip çıktı, Türkiye sahip çıkmadı!
Yarım yamalak Türkçesiyle konuşan Avusturya Kardinal Yardımcısı Martin Ruprest ise ülkelerine gelen öğrencilerin sahipsiz bırakılmadığını ve hep beraber bir aile ortamı oluşturulduğunu, bu ortamın da kendisini çok etkilediğini belirttiği konuşma büyük alkış aldı. Büyük bir coşkunun yaşandığı diploma törenine Tuluhan Uğurlu da verdiği muhteşem konserle katıldı. Diploma törenine geçildiğinde ise coşku hat safhaya ulaştı. Diplomalarını alan öğrencilerin mutlulukları ve heyecanları gözlerinden okunurken aileleri de bu coşkuya ortak oldu.
10.8.2008 | Kategori: haberler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
MOSSAD Irak’ta bilim adamlarını yok ediyor
AMAÇLARI SADECE ÖLDÜRMEK,YOK ETMEK,ELE GEÇİRMEK,GELİŞMESİNİ ÖNLEMEK.BU KONU DİN BÖLÜMÜNE AÇILDI.İSTE BUYRUN DİNİ İÇİN BU DURUMLARA DÜŞENLER. VE DÜŞÜNÜNKİ BU ÜLKE ONLARIN TEK UMUDU.FAKAT BİZLER DİNDAR DİYE SEÇTİĞİMİZ BAŞKANDAN DAHA BU ZÜLME DUR DEDİKLERİNİ GÖRMEDİK .TEK TOPLULUK VARKİ BU ADAMLARIN DİZLERİNİ TİTRETEN ODA MİLLİ GÖRÜŞ......
MOSSAD IrMOSSAD Irak’ta bilim adamlarını yok ediyor
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın hazırladığı rapora göre İsrail istihbarat teşkilatı MOSSAD şuana kadar Irak’ta nükleer enerji konusunda uzman 350 bilim adamını ve 300 öğretim görevlisini öldürdü.
Dışişleri bakanlığı tarafından hazırlanarak başkan Bush’a sunulan rapora göre öldürülen üniversite öğretim görevlileri çeşitli branşlarda eğitim veriyorlardı. MOSSAD 2003 yılından beri Irak’ta karışıklık çıkarmakta kullanılacak Kürtlerden ve farklı başka gruplardan militanlara eğitimler veriyordu.
Timeturk haber portalında yer alan habere göre, raporda Irak’ta bir süredir faaliyette bulunan İsrailli memurların ve subayların asıl görevinin nükleer enerji konusunda uzman olan bilim adamlarını ortadan kaldırmak olduğunu içeriyor. İsrailli subayların söz konusu bilim adamlarına yönelik faaliyetlerinin Iraklı bilim adamlarının Amerika’da nükleer çalışmalarını sürdürmeleri konusunda Amerika Tarafından bir türlü ikna edilememelerinden sonra başladığı da raporda yer alan bilgiler arasında. Amerika’da nükleer enerji sahasında çalışmaları hususunda ikna edilen birçok bilim adamınınsa daha sonra Amerika’da çalışmayı reddederek başka ülkeleri kaçtığı ifade ediliyor. Rapor Irak’ta kalma konusunda ısrar edip ülkeyi terk etmeyen bilim adamlarının Amerikan ordusu tarafından sorgulamalara ve takibata tabi tutulduklarını hatta bazılarının bu yüzden işkence gördüklerini ileri sürüyor. Yine rapor İsrail’in bu bilim adamlarının ileride İsrail’in ulusal güvenliği için bir tehdit oluşturacağını düşündüğünü iddia ediyor.
Ürdün’de çıkan el-hakika e-devliye gazetesi bu rapora işarete ederek İsrail’in bu bilim adamlardan ancak onları ortadan kaldırarak kurtulabileceği, bunun içinse Irak’ta İşgalin başlangıcından bu yana baş gösteren şiddet ortamının en uygun bir ortam olduğu sonucuna ulaştığını yazdı.
Gazetenin haberine göre Pentagon’un İsrail istihbarat örgütlerinin verdiği raporlara sekiz ay önce muvafakatini bildirdikten sonra İsrailli komandolar bilim adamlarını öldürme görevini üstlendiler. Bilim adamlarını ortadan kaldırmada İsrailli komandolara Amerikalı bir özel güvenlik ekibi de yardımcı oldu. Habere göre Amerikan özel güvenlik ekibi öldürülecek bilim adamları hakkında şahsi bilgileri İsrailli güçlere bildiriyorlardı. Bu Amerikan İsrail ortak operasyonu sekiz ay sürdü ve bu süre içinde 350 nükleer enerji uzmanı bilim adamı ve 200 kadar da Üniversite öğretim görevlisi öldürüldü. Yine haber göre 1000 kadar ıraklı bilim adamı İsrail’in ve Amerika’nın hedef listesinde yer alıyor. ak’ta bilim adamlarını yok ediyor
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın hazırladığı rapora göre İsrail istihbarat teşkilatı MOSSAD şuana kadar Irak’ta nükleer enerji konusunda uzman 350 bilim adamını ve 300 öğretim görevlisini öldürdü.
Dışişleri bakanlığı tarafından hazırlanarak başkan Bush’a sunulan rapora göre öldürülen üniversite öğretim görevlileri çeşitli branşlarda eğitim veriyorlardı. MOSSAD 2003 yılından beri Irak’ta karışıklık çıkarmakta kullanılacak Kürtlerden ve farklı başka gruplardan militanlara eğitimler veriyordu.
Timeturk haber portalında yer alan habere göre, raporda Irak’ta bir süredir faaliyette bulunan İsrailli memurların ve subayların asıl görevinin nükleer enerji konusunda uzman olan bilim adamlarını ortadan kaldırmak olduğunu içeriyor. İsrailli subayların söz konusu bilim adamlarına yönelik faaliyetlerinin Iraklı bilim adamlarının Amerika’da nükleer çalışmalarını sürdürmeleri konusunda Amerika Tarafından bir türlü ikna edilememelerinden sonra başladığı da raporda yer alan bilgiler arasında. Amerika’da nükleer enerji sahasında çalışmaları hususunda ikna edilen birçok bilim adamınınsa daha sonra Amerika’da çalışmayı reddederek başka ülkeleri kaçtığı ifade ediliyor. Rapor Irak’ta kalma konusunda ısrar edip ülkeyi terk etmeyen bilim adamlarının Amerikan ordusu tarafından sorgulamalara ve takibata tabi tutulduklarını hatta bazılarının bu yüzden işkence gördüklerini ileri sürüyor. Yine rapor İsrail’in bu bilim adamlarının ileride İsrail’in ulusal güvenliği için bir tehdit oluşturacağını düşündüğünü iddia ediyor.
Ürdün’de çıkan el-hakika e-devliye gazetesi bu rapora işarete ederek İsrail’in bu bilim adamlardan ancak onları ortadan kaldırarak kurtulabileceği, bunun içinse Irak’ta İşgalin başlangıcından bu yana baş gösteren şiddet ortamının en uygun bir ortam olduğu sonucuna ulaştığını yazdı.
Gazetenin haberine göre Pentagon’un İsrail istihbarat örgütlerinin verdiği raporlara sekiz ay önce muvafakatini bildirdikten sonra İsrailli komandolar bilim adamlarını öldürme görevini üstlendiler. Bilim adamlarını ortadan kaldırmada İsrailli komandolara Amerikalı bir özel güvenlik ekibi de yardımcı oldu. Habere göre Amerikan özel güvenlik ekibi öldürülecek bilim adamları hakkında şahsi bilgileri İsrailli güçlere bildiriyorlardı. Bu Amerikan İsrail ortak operasyonu sekiz ay sürdü ve bu süre içinde 350 nükleer enerji uzmanı bilim adamı ve 200 kadar da Üniversite öğretim görevlisi öldürüldü. Yine haber göre 1000 kadar ıraklı bilim adamı İsrail’in ve Amerika’nın hedef listesinde yer alıyor.
9.8.2008 | Kategori: din | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı
<Önceki Yazılar Sonraki Yazılar>

