"Bismillahirrahmanirrahim"
" MİLLİ GÖRÜŞ OLARAK BİZ TÜM İNSANLIĞA EN İYİ İMKANLARI SUNDUK ,SUNMAKTAYIZ.FAKAT ONLAR BİZLERİ YİNEDE İSTİMİYOR"Saadet Partisi Gençlik Kolları Milli Görüş sevdalıları ve öğrenmek isteyenler için



İNSANLIK YANIYOR,ERBAKANI ARIYOR

RSS

İlk Türk helikopteri yolda

F-16 savaş uçağı üretimiyle adını dünya savunma sanayi devleri arasına yazdırmayı başaran TUSAŞ Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş'nin (TAI), hafif ticari helikopter geliştirme projesinde geri sayım başladı. Türkiye'de ilk kez gerçekleştirilen bu öncü projede TAI, prototip üretiminin tamamlanmasıyla yer ve uçuş test çalışmalarına 2010 yılında başlamayı planlıyor. Havacılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Projesi çerçevesinde, öncelikli olarak TAI'nin daha sonra ise diğer savunma sanayi şirketlerinin bugüne kadar elde ettiği kazanımlar, helikopter üretim projesine aktarılacak.

18.8.2008 | Kategori: haberler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Asgari ücretli ve emekli ne yapacak

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Dr. Ertan Yülek ek zammı değerlendirdi

Asgari ücretli ve emekli ne yapacak

Hükümetin memurlara yapmış olduğu 103 YTL’lik ek zammı gazetemize değerlendiren Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Dr. Ertan Yülek, “Peki asgari ücret alan işçi ne yapacak? Asgari ücret 483 YTL.  Asgari memur ücreti ise bunun en az iki misli. Memur bu maaşla bile büyük sıkıntı çekerken asgari ücretliler ne yapacak, emekliler ne yapacak” diye sordu.
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Dr. Ertan Yülek, Hükümetin memurlara yapmış olduğu 103 YTL’lik ek zammı gazetemize değerlendirdi.  AKP’nin, 2009’da yapılacak olan toplu görüşmeler öncesinde yapılan bu zammı sendikalara karşı bir koz olarak kullanabileceğini belirten Yülek, “Burada sendikaları zayıf düşürme hareketi var. Öbür taraftan müzakereler devam ederken, birden bire bu zammı vermeleri sendikaları memur karşısında zor durumda bırakmıştır” dedi.
Asgari ücretli ve emeklilere de aynı zam verilsin!
Memurlara yapılan bu zammın asgari ücretle çalışan vatandaşlara da verilmesi gerektiğini vurgulayan Ertan Yülek, “Peki asgari ücret alan işçi ne yapacak? Asgari ücret 483 YTL.  Asgari memur ücreti ise bunun en az iki misli.  Asgari ücretli de bu ülkede yaşıyor. Aynı elektriği, aynı doğalgazı kullanıyor, aynı bakkaldan alışveriş yapıyor. Memur bu maaşla bile büyük sıkıntı çekerken asgari ücretliler ne yapacak, emekliler ne yapacak” diye sordu.
Refah-Yol ile mukayese bile edilemez
AKP’nin memurlara vermiş olduğu zammın, Refah-Yol iktidarı döneminde verilen zamlarla mukayese bile edilemeyeceğini ifade eden Yülek, “Refahyol'un iktidara geldiği Haziran 1996'da, bir memurun ortalama maaşı 16 milyon lira iken, 10 ayda 42 milyon liraya yükselmiş ve % 162'lik bir artış sağlanmıştır. Keza memur emeklisinin maaşında % 165, SSK'dan emekli bir kimsenin aylığında % 175 artış olmuş, Bağ-Kur emeklisinin maaşı ise 3 milyon TL'den 19 milyon TL'ye çıkmış, yani % 533'lük bir artış verilmiştir. Bu para nereden temin edilmiştir? Faize verilen paradan kesilip dar gelirlilere aktarılmıştır” şeklinde konuştu.
- ÜMİTKAYA İstanbul

18.8.2008 | Kategori: haberler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

biz hep buradayız

Çağdışı başörtüsü yasağı ve katsayı adaletsizliği nedeniyle ülkelerinde okuyamayıp Viyana’da öğrenimlerini tamamlayan 117 öğrenci diplomalarını Türkiye’de alırken salonda bir tek cümle yankılandı:

“Biz hep buradayız”

Haksız uygulamalar nedeniyle ülkemizden ayrılarak Avusturya’ya giden ve başarılı derecelerle buradaki üniversitelerden mezun olan öğrenciler, Grand Cevahir Otel’de düzenlenen muhteşem bir programla ödüllerini aldı. Çok sayıda önemli simanın katıldığı programda yaklaşık 100 öğrenci keplerini havaya atarak mezuniyet sevincini doyasıya yaşadı.
Wonder 1 Başkanı Yusuf Kara, Avusturya’da öğrenim gören öğrencilerin başarılarla yurda döndüklerini kaydederken, ÖNDER Genel Başkanı Yusuf Ziyaettin Sula ise kendi yurtlarında zulme maruz kalan öğrencilerin, Viyana’da bunu hiçbir zaman hissettirmediklerini söyledi.
Seyid Çolak istanbul
Türkiye’de haksız bir uygulama neticesinde okuyamayıp, ülkelerinden ve ailelerinden uzakta okumak zorunda bırakılan öğrenciler, Uluslararası Öğrenciler ve Öğrenci Aktivitelerini Destekleme Derneği’nin (WONDER) düzenlediği muhteşem bir törenle diplomalarını aldı. Avusturya’da eğitimini tamamlayıp yurda dönen yaklaşık 100 öğrenci hep birden keplerini havaya atarak mezuniyet sevinci yaşadı. Viyana’daki öğretmenlerin de katıldığı etkinliğe katılım oldukça yoğun oldu.
“Birçok başarıyla döndüler”
Grand Cevahir Otel’de gerçekleştirilen ve çok sayıda davetlinin de katıldığı programda kısa bir selamlama konuşması yapan WONDER Genel Başkanı Yusuf Kara, Avusturya’da öğrenim gören öğrencilerin başarılarla yurda döndüklerini kaydetti. Daha sonra kürsüye çıkan İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Deneği (ÖNDER) Başkanı Yusuf Ziyaettin Sula ise kendi yurtlarında zulme maruz kalan başarılı öğrencilerin, Viyana’da bunu hiçbir zaman hissettirmediklerini ve ‘Biz ülkemizden kovulduk’ cümlesini kullanmadıklarını vurgularken, kendi ülkelerinin adına en ufak zarar verecek girişimde de bulunmadıklarını söyledi. Gecede Ensar Vakfı Başkanı Ahmet Şişman, gurbetteki başarılı olan öğrencilerin çabalarından bahsederken, İlim Yayma Cemiyeti Genel Başkanı Hamza Akbulut ise, başarılı öğrencileri tebrik etti.
Viyana’da değil, Türkiye’de okumak istiyorlar
Duygularını sorduğumuz Ümran Demirtaş adlı öğrenci, “Ben de ülkemde ailemin yanında eğitimim tamamlamak isterdim. Fakat bu bizi fazla etkilememeli diye düşündüm ve arkadaşlarımızla beraber bunu da başardık. Oranın götürüsü olduğu gibi getirisi de oldu. Ailemizin yanında okuyamamak bizi etkilese de orada verilen eğitim çok daha kaliteli” dedi. Elif Kaya da Türkiye’de okumayı tercih ettiğini belirterek, “ İnşallah ülkemizde bu sorun kalkar da mağdur durumda olan öğrencilerin eğitim almaları iyileştirilir” dileğinde bulundu. 
Kardinal sahip çıktı, Türkiye sahip çıkmadı!
Yarım yamalak Türkçesiyle konuşan Avusturya Kardinal Yardımcısı Martin Ruprest ise ülkelerine gelen öğrencilerin sahipsiz bırakılmadığını ve hep beraber bir aile ortamı oluşturulduğunu, bu ortamın da kendisini çok etkilediğini belirttiği konuşma büyük alkış aldı. Büyük bir coşkunun yaşandığı diploma törenine Tuluhan Uğurlu da verdiği muhteşem konserle katıldı. Diploma törenine geçildiğinde ise coşku hat safhaya ulaştı. Diplomalarını alan öğrencilerin mutlulukları ve heyecanları gözlerinden okunurken aileleri de bu coşkuya ortak oldu.

10.8.2008 | Kategori: haberler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Üniversitelerde büyük soygun

Laiklik diye diye devleti dolandırmışlar

Üniversitelerde büyük soygun

Pes dedirten hırsızlık
Sayıştay’ın 3 yıl önce TBMM’nin talimatıyla başlattığı Kamu Vakıfları Araştırma Raporu sonuçlarına göre Rektör atamaları ardından yaşanan istifalarla öne çıkan; İTÜ, Gazi Üniversitesi, ODTÜ, Ankara Üniversitesi, Ege ve 9 Eylül üniversiteleri ile Yıldız Teknik Üniversitesi gibi kurumlara bağlı vakıflarda yapılan yolsuzluk ve usulsüzlüklerle devlet 110 milyon YTL’nin üzerinde zarara uğratılmış.
Rakı, Şarap, İç çamaşırı
Sayıştay’ın 11 üniversitedeki vakıflarda yaptığı incelemelerde, kamu kaynaklarının kullanımında kişisel çıkar sağladıkları, kaynakların heba edildiği, kamuya ait gayrimenkullerin bedelsiz ya da çok düşük bedellerle başka şirketlere kullandırıldığı saptandı. Sayıştay raporuna göre üniversitelerde yaşanan usulsüzlüklerin başında haksız şekilde yapılan harcamalar da var. 9 Eylül Üniversitesi’nde döner sermayeden kaçırılan paralarla, şarap, iç çamaşırı, rakı ve kadın pedi bile alınmış.
Sayıştay Genel Kurulu, 3 yıl önce TBMM'nin talimatıyla başlattığı Kamu Vakıfları Araştırma Raporu'nu tamamladı. Raporun en çarpıcı sonuçları üniversite vakıflarına ait. Rektör atamaları ardından yaşanan istifalarla isimleri öne çıkan; aralarında İTÜ, Gazi Üniversitesi,  ODTÜ, Ankara Üniversitesi, Ege ve 9 Eylül üniversiteleri ile Yıldız Teknik Üniversitesi gibi kurumlara bağlı vakıfları mercek altına alan Sayıştay uzmanları, birbirinden ilginç sonuçlara ulaştı. Raporda, yapılan yolsuzluk ve usulsüzlüklerle devletin 110 milyon YTL'nin üzerinde zarara uğratıldığı belirtilirken, biradan iç çamaşırına kadar binlerce kişisel harcama da vakıflar üzerinden gerçekleştirilmiş. Kamuoyundan gelen şikâyet ve tepkiler üzerine, TBMM bu kurumlardaki yolsuzlukların ortaya çıkarılması için 2004'te Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasına karar verdi. Komisyon, konunun incelenmesi amacıyla 12.11.2004'te 8177/25655 sayılı yazıyla denetimi Sayıştay Başkanlığı'ndan talep etti. Sayıştay'ın üç yıllık incelemesinde ODTÜ Geliştirme Vakfı ve bağlı (4) Ankara Üniversitesi Geliştirme Vakfı, Boğaziçi Üniversitesi Vakfı, (2) Çukurova Üniversitesi Geliştirme Vakfı, Dokuz Eylül Üniversitesi Vakfı, Ege Üniversitesi Güçlendirme Vakfı, Hacettepe Üniversiteleri Kalkındırma ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı, İTÜ Geliştirme Vakfı (2 ayrı şirket), Selçuk Üniversitesi Vakfı, Yıldız Teknik Üniversitesi Vakfı dahil olmak üzere 11 üniversite vakfı ve onlara bağlı 16 şirketle ilgili birbirinden ilginç tespitler yer aldı. Raporun önümüzdeki ay Meclis Araşatrıma Komisyonu'na sunulması bekleniyor.
110 milyon YTL’nin üzerinde zarar var
İlk etapta, 28 üniversite ve bağlı vakıflarda inceleme yapılması talep edildi, ancak Sayıştay denetçisinin sayıca yeterli olmaması nedeniyle sermayesi 500 bin ile 1 milyon YTL arasındaki şirketlerin incelenmesi kararlaştırıldı. Bu kapsama giren 11 üniversitedeki vakıflarda yapılan incelemelerde, kamu kaynaklarının kullanımında kişisel çıkar sağladıkları, kaynakların heba edildiği, kamuya ait gayrimenkullerin bedelsiz ya da çok düşük bedellerle başka şirketlere kullandırıldığı saptandı. Üniversite vakıflarının bu yolla devletten haksız bir şekilde kaçırdığı rakam ise yaklaşık 110 milyon YTL.
Bina ihaleden önce yapıldı
Toplam 246 ayrı tespitin yer aldığı raporda, bunların en önemli kısmını ise vakıfların en gözde kaynakları olan üniversitelerdeki ihaleler ve kamu 'taşınmaz tahsisleri" teşkil etti. Raporda, incelenen tüm üniversitelerde, yasal hükümler çiğnenerek sahip olunan mülkler ya ücretsiz ya da sembolik ücretlerle vakıf şirketlerine yaptırılıp kiralandığına yer verilmiş. Bu üniversitelerden biri Ege Üniversitesi (EÜ). EÜ Geliştirme Vakfı, üniversitenin mülkiyetinde bulunan arazi üzerine anahtar teslimi 6 katlı ve 150 odalı, (3 yıldızlı) Otel Ege adlı oteli yaptı. İhaleye başka firma çağrılmadığı için rekabet ortamının oluşmaması nedeniyle devlet bu işten toplam 1 milyon 2 bin 960 YTL'lik kamu zararına uğratıldı. Yine eski Rektör Prof. Dr. Refet Saygılı tarafından, 43 bin 333 metrekarelik arsa üzerine 10 bin metrekarelik bir hipermarketin EÜGV'ye yaptırılmasına karar verildi. İzmir'in en büyük alışveriş merkezlerinden olan hipermarket (Kipa) daha sonra 45 yıllığına üniversite vakfına kiralandı. Ancak kiralama, bina yerine arsa üzerinden yapılmış. Ayrıca, binanın ihale tarihinden çok daha önce yapıldığı ortaya çıktı. Raporda, 'sanal bir ihale yapılmış' şeklinde nitelendirilen bu yöntemle devlet toplam 8 milyon 928 bin YTL zarara uğratıldı. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) de benzer bir yöntemle para kaçırmış. Geliştirme Vakfı'na bağlı Kültürel AŞ kayıtlarında yapılan incelemelerde üniversite bünyesinde bulunan Arıoğlu, Gök, İMKB ve Zeynep Birkan adlı dört adet öğrenci yurdu 22.01.1998 tarihinde bu şirkete kiralandı. Ancak kiralama yapılırken herhangi bir ihale ya da işletme sözleşmesi yapılmadı. Bunun yerine İTÜ ve Geliştirme Vakfı arasında yapıldı. Üstelik yurtlar bina üzerinden değil, arazi sözleşmesi ile kiraya verildi. Ayrıca, bu binaların kullanımından dolayı üniversiteye bugüne kadar herhangi bir ödeme de yapılmamış. İTÜ Rektörlüğü tarafından Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesi'nde yurtların bulunduğu yerle ilgili ecrimisil talebiyle bir dava açıldı. Mahkeme, yıllık 13 bin728 YTL ecrimisil tutarının faiziyle birlikte Kültürel AŞ tarafından üniversiteye ödenmesine karar verdiyse de şirket henüz bu ödemeyi yapmamış.
Özel harcamalar arasında kavaklıdere şarabı ve iç çamaşırı
Sayıştay raporlarına göre, üniversitelerde yaşanan usulsüzlüklerin başında bu vakıflara fatura edilen ve haksız şekilde yapılan şahsi harcamalar var. İnceleme yapılan üniversitelerde yaklaşık 15 milyar YTL'lik şahsi harcama tespit edildi. Örneğin, Dokuz Eylül Üniversitesi'nde döner sermayeden kaçırılarak vakıf ve şirketlerine aktarılan paralar özel ihtiyaçları karşılamada kullanılmış. Faturalarda yer alan ve harcamaların kişisel olduğunu gösterir birkaç örnek ise şöyle: "Markalı ayakkabılar, biralar, kadın peti, diş macunu, tıraş bıçağı, Yeni Rakı, muhtelif zamanlarda alınmış Kavaklıdere Şarabı, yine muhtelif giyim eşyaları, müzik aletleri, markalı bayan pantolon, markalı hazır giyim eşyaları, markalı saatler, tabu oyunu, muhtelif iç giyimleri" Ayrıca, şahsi sağlık sigortası, yemek, telefon, muhtelif tüketim malzemeleri gibi masrafların karşılanması ile çeşitli adlar altında ödemelerin yer alması dikkat çekti. Raporda, ilgililer hakkında 5 ie 12 yıl arasında hapis cezası isteniyor: "Üniversite ile içli dışlı olan bir vakfın ve iktisadi işletmenin kaynaklarının kamu zararı oluşturacak şekilde kullandırıldığının bir göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nu, koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçiren kamu görevlisi, beş yıldan 12 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması gerekir."
“Vakıf şirketlerine oluk oluk para”
Üniversitelerdeki para kaçırma yöntemleri sadece bunlarla sınırlı değil. Üniversite yöneticileri, zaman zaman kendilerine bağlı çalışan vakıf şirketlerine ya da çeşitli derneklere doğrudan paralar da aktarmış. Örneğin, Ege Üniversitesi'nde, 2004-2007 yılları arasında üniversite tarafından alınması gereken bazı gelirler ve bağışlar vakıf şirketi tarafından tahsil edilmiş. Vakıf daha sonra bu parayı usulsüz bir şekilde kullanmış. Oysa 5072 Sayılı Kanuna göre vakıf tarafından alınan gelir ve bağışların üniversite döner sermayesine verilmesi öngörülüyor. Bu yolla devlet hazinesi tam 16 milyon 895 bin 731 YTL zarara uğratılmış. Bir başka doğrudan 'para aktarma' olayı da Boğaziçi Üniversitesi (BÜ)'nde gerçekleşmiş. Buna göre, üniversitenin Hisar Kampüsü ve Yabancı Diller Yüksekokulu'nda düzenlenen dil kursları ve seminerlerden alınan ücretler, üniversite kasasına gitmesi gerekirken BÜ Yaşamboyu Eğitim Merkezi ile BÜVAK'ın ortağı olan BÜTEK AŞ'ye devredilmiş. Bu şekilde, sadece 2005 ile 2006 yılları arasında tam 4 milyon 503 bin 703 YTL'lik gelirin, üniversitenin döner sermayesinden kaçırıldığı tespit edildi.  Yine BÜ'de, üniversite bütçesinden sağlanan ödeneklerle bastırılan kitaplar, bir yayınevine bedelsiz ya da çok cüzi bir maliyet bedelle verilerek zarar edildi. Mesela, 655 bin 302 YTL'lik harcama yapılarak basılan kitapların satışından sadece 104 bin YTL'lik gelir elde edildi. Üstelik alınan bu ücretler döner sermaye yerine vakıf şirketi olan BÜTEK AŞ'nin hesabına yatırılmış. Benzer şekilde, bazı öğrenci kulüpleri için ücretsiz bir şekilde afiş, davetiye, el ilanı, sertifika, bülten, bilet, yaka kartı ve çeşitli dergilerin basımı yapılmış ancak bunun için alınması gereken 15 bin 118 YTL'lik bedel ise hiç tahsil edilmemiş. Yapılan denetimlerde Yıldız Üniversitesi'nde de benzer bir yolsuzluğun yapıldığı tespit edilmiş. Buna göre, üniversite 1999-2004 yılları arasında YTÜ Vakfı'na bağlı Mühendislik ve Teknik Danışmanlık İktisadi İşletme adlı şirkete borç vermiş. Borcun geç tahsil edilmesi nedeniyle bu para, enflasyon karşısında 240 bin 457 YTL değer kaybederek kamu zararına sebebiyet verilmiş. 
Öğretim üyelerine haksız yere para aktarılmış
Raporda, üniversitelerde paraların nasıl keyfi olarak harcandığını ya da kaynakların peşkeş çekildiğini gösteren sayısız örnek var. Mesela, Boğaziçi Üniversitesi'nde 2002, 2003, 2004, 2005 ve 2006 yıllarına ilişkin giderleri üzerinde yapılan incelemede, öğretim üyelerinin dışarıya verdikleri hizmetler karşılığında elde edilen gelir döner sermaye yerine öğretim üyelerinin bizzat kendilerine ödendiği ortaya çıkarıldı. Böylece, üniversite 8 milyon 73 bin 629 YTL'lik bir zarara uğratıldı. Aynı üniversitede öğretim üyelerine yapılan ödemelerden 413 bin 366 YTL'lik eksik gelir vergisi ve fon payı hesaplanmış. Böylece ,toplam 486 bin 225 YTL'lik hazine zararına sebebiyet verildiği tespit edildi. Benzer bir skandal da Dokuz Eylül Üniversitesi'nde yaşanmış. Buna göre, bazı öğretim üyelerinin danışmanlık hizmetlerine mukabil üniversitenin döner sermayesine aktarılması gereken paralar başka vakfa aktarıldığı tespit edildi. Benzer bir yolsuzluk da EÜ'da yaşandığı tespit edilirken, devlet 331 bin 99 YTL zarara uğratıldı.

9.8.2008 | Kategori: haberler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Üniversitelerde büyük soygun

Laiklik diye diye devleti dolandırmışlar

Üniversitelerde büyük soygun

Pes dedirten hırsızlık
Sayıştay’ın 3 yıl önce TBMM’nin talimatıyla başlattığı Kamu Vakıfları Araştırma Raporu sonuçlarına göre Rektör atamaları ardından yaşanan istifalarla öne çıkan; İTÜ, Gazi Üniversitesi, ODTÜ, Ankara Üniversitesi, Ege ve 9 Eylül üniversiteleri ile Yıldız Teknik Üniversitesi gibi kurumlara bağlı vakıflarda yapılan yolsuzluk ve usulsüzlüklerle devlet 110 milyon YTL’nin üzerinde zarara uğratılmış.
Rakı, Şarap, İç çamaşırı
Sayıştay’ın 11 üniversitedeki vakıflarda yaptığı incelemelerde, kamu kaynaklarının kullanımında kişisel çıkar sağladıkları, kaynakların heba edildiği, kamuya ait gayrimenkullerin bedelsiz ya da çok düşük bedellerle başka şirketlere kullandırıldığı saptandı. Sayıştay raporuna göre üniversitelerde yaşanan usulsüzlüklerin başında haksız şekilde yapılan harcamalar da var. 9 Eylül Üniversitesi’nde döner sermayeden kaçırılan paralarla, şarap, iç çamaşırı, rakı ve kadın pedi bile alınmış.
Sayıştay Genel Kurulu, 3 yıl önce TBMM'nin talimatıyla başlattığı Kamu Vakıfları Araştırma Raporu'nu tamamladı. Raporun en çarpıcı sonuçları üniversite vakıflarına ait. Rektör atamaları ardından yaşanan istifalarla isimleri öne çıkan; aralarında İTÜ, Gazi Üniversitesi,  ODTÜ, Ankara Üniversitesi, Ege ve 9 Eylül üniversiteleri ile Yıldız Teknik Üniversitesi gibi kurumlara bağlı vakıfları mercek altına alan Sayıştay uzmanları, birbirinden ilginç sonuçlara ulaştı. Raporda, yapılan yolsuzluk ve usulsüzlüklerle devletin 110 milyon YTL'nin üzerinde zarara uğratıldığı belirtilirken, biradan iç çamaşırına kadar binlerce kişisel harcama da vakıflar üzerinden gerçekleştirilmiş. Kamuoyundan gelen şikâyet ve tepkiler üzerine, TBMM bu kurumlardaki yolsuzlukların ortaya çıkarılması için 2004'te Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasına karar verdi. Komisyon, konunun incelenmesi amacıyla 12.11.2004'te 8177/25655 sayılı yazıyla denetimi Sayıştay Başkanlığı'ndan talep etti. Sayıştay'ın üç yıllık incelemesinde ODTÜ Geliştirme Vakfı ve bağlı (4) Ankara Üniversitesi Geliştirme Vakfı, Boğaziçi Üniversitesi Vakfı, (2) Çukurova Üniversitesi Geliştirme Vakfı, Dokuz Eylül Üniversitesi Vakfı, Ege Üniversitesi Güçlendirme Vakfı, Hacettepe Üniversiteleri Kalkındırma ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı, İTÜ Geliştirme Vakfı (2 ayrı şirket), Selçuk Üniversitesi Vakfı, Yıldız Teknik Üniversitesi Vakfı dahil olmak üzere 11 üniversite vakfı ve onlara bağlı 16 şirketle ilgili birbirinden ilginç tespitler yer aldı. Raporun önümüzdeki ay Meclis Araşatrıma Komisyonu'na sunulması bekleniyor.
110 milyon YTL’nin üzerinde zarar var
İlk etapta, 28 üniversite ve bağlı vakıflarda inceleme yapılması talep edildi, ancak Sayıştay denetçisinin sayıca yeterli olmaması nedeniyle sermayesi 500 bin ile 1 milyon YTL arasındaki şirketlerin incelenmesi kararlaştırıldı. Bu kapsama giren 11 üniversitedeki vakıflarda yapılan incelemelerde, kamu kaynaklarının kullanımında kişisel çıkar sağladıkları, kaynakların heba edildiği, kamuya ait gayrimenkullerin bedelsiz ya da çok düşük bedellerle başka şirketlere kullandırıldığı saptandı. Üniversite vakıflarının bu yolla devletten haksız bir şekilde kaçırdığı rakam ise yaklaşık 110 milyon YTL.
Bina ihaleden önce yapıldı
Toplam 246 ayrı tespitin yer aldığı raporda, bunların en önemli kısmını ise vakıfların en gözde kaynakları olan üniversitelerdeki ihaleler ve kamu 'taşınmaz tahsisleri" teşkil etti. Raporda, incelenen tüm üniversitelerde, yasal hükümler çiğnenerek sahip olunan mülkler ya ücretsiz ya da sembolik ücretlerle vakıf şirketlerine yaptırılıp kiralandığına yer verilmiş. Bu üniversitelerden biri Ege Üniversitesi (EÜ). EÜ Geliştirme Vakfı, üniversitenin mülkiyetinde bulunan arazi üzerine anahtar teslimi 6 katlı ve 150 odalı, (3 yıldızlı) Otel Ege adlı oteli yaptı. İhaleye başka firma çağrılmadığı için rekabet ortamının oluşmaması nedeniyle devlet bu işten toplam 1 milyon 2 bin 960 YTL'lik kamu zararına uğratıldı. Yine eski Rektör Prof. Dr. Refet Saygılı tarafından, 43 bin 333 metrekarelik arsa üzerine 10 bin metrekarelik bir hipermarketin EÜGV'ye yaptırılmasına karar verildi. İzmir'in en büyük alışveriş merkezlerinden olan hipermarket (Kipa) daha sonra 45 yıllığına üniversite vakfına kiralandı. Ancak kiralama, bina yerine arsa üzerinden yapılmış. Ayrıca, binanın ihale tarihinden çok daha önce yapıldığı ortaya çıktı. Raporda, 'sanal bir ihale yapılmış' şeklinde nitelendirilen bu yöntemle devlet toplam 8 milyon 928 bin YTL zarara uğratıldı. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) de benzer bir yöntemle para kaçırmış. Geliştirme Vakfı'na bağlı Kültürel AŞ kayıtlarında yapılan incelemelerde üniversite bünyesinde bulunan Arıoğlu, Gök, İMKB ve Zeynep Birkan adlı dört adet öğrenci yurdu 22.01.1998 tarihinde bu şirkete kiralandı. Ancak kiralama yapılırken herhangi bir ihale ya da işletme sözleşmesi yapılmadı. Bunun yerine İTÜ ve Geliştirme Vakfı arasında yapıldı. Üstelik yurtlar bina üzerinden değil, arazi sözleşmesi ile kiraya verildi. Ayrıca, bu binaların kullanımından dolayı üniversiteye bugüne kadar herhangi bir ödeme de yapılmamış. İTÜ Rektörlüğü tarafından Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesi'nde yurtların bulunduğu yerle ilgili ecrimisil talebiyle bir dava açıldı. Mahkeme, yıllık 13 bin728 YTL ecrimisil tutarının faiziyle birlikte Kültürel AŞ tarafından üniversiteye ödenmesine karar verdiyse de şirket henüz bu ödemeyi yapmamış.
Özel harcamalar arasında kavaklıdere şarabı ve iç çamaşırı
Sayıştay raporlarına göre, üniversitelerde yaşanan usulsüzlüklerin başında bu vakıflara fatura edilen ve haksız şekilde yapılan şahsi harcamalar var. İnceleme yapılan üniversitelerde yaklaşık 15 milyar YTL'lik şahsi harcama tespit edildi. Örneğin, Dokuz Eylül Üniversitesi'nde döner sermayeden kaçırılarak vakıf ve şirketlerine aktarılan paralar özel ihtiyaçları karşılamada kullanılmış. Faturalarda yer alan ve harcamaların kişisel olduğunu gösterir birkaç örnek ise şöyle: "Markalı ayakkabılar, biralar, kadın peti, diş macunu, tıraş bıçağı, Yeni Rakı, muhtelif zamanlarda alınmış Kavaklıdere Şarabı, yine muhtelif giyim eşyaları, müzik aletleri, markalı bayan pantolon, markalı hazır giyim eşyaları, markalı saatler, tabu oyunu, muhtelif iç giyimleri" Ayrıca, şahsi sağlık sigortası, yemek, telefon, muhtelif tüketim malzemeleri gibi masrafların karşılanması ile çeşitli adlar altında ödemelerin yer alması dikkat çekti. Raporda, ilgililer hakkında 5 ie 12 yıl arasında hapis cezası isteniyor: "Üniversite ile içli dışlı olan bir vakfın ve iktisadi işletmenin kaynaklarının kamu zararı oluşturacak şekilde kullandırıldığının bir göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nu, koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçiren kamu görevlisi, beş yıldan 12 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması gerekir."
“Vakıf şirketlerine oluk oluk para”
Üniversitelerdeki para kaçırma yöntemleri sadece bunlarla sınırlı değil. Üniversite yöneticileri, zaman zaman kendilerine bağlı çalışan vakıf şirketlerine ya da çeşitli derneklere doğrudan paralar da aktarmış. Örneğin, Ege Üniversitesi'nde, 2004-2007 yılları arasında üniversite tarafından alınması gereken bazı gelirler ve bağışlar vakıf şirketi tarafından tahsil edilmiş. Vakıf daha sonra bu parayı usulsüz bir şekilde kullanmış. Oysa 5072 Sayılı Kanuna göre vakıf tarafından alınan gelir ve bağışların üniversite döner sermayesine verilmesi öngörülüyor. Bu yolla devlet hazinesi tam 16 milyon 895 bin 731 YTL zarara uğratılmış. Bir başka doğrudan 'para aktarma' olayı da Boğaziçi Üniversitesi (BÜ)'nde gerçekleşmiş. Buna göre, üniversitenin Hisar Kampüsü ve Yabancı Diller Yüksekokulu'nda düzenlenen dil kursları ve seminerlerden alınan ücretler, üniversite kasasına gitmesi gerekirken BÜ Yaşamboyu Eğitim Merkezi ile BÜVAK'ın ortağı olan BÜTEK AŞ'ye devredilmiş. Bu şekilde, sadece 2005 ile 2006 yılları arasında tam 4 milyon 503 bin 703 YTL'lik gelirin, üniversitenin döner sermayesinden kaçırıldığı tespit edildi.  Yine BÜ'de, üniversite bütçesinden sağlanan ödeneklerle bastırılan kitaplar, bir yayınevine bedelsiz ya da çok cüzi bir maliyet bedelle verilerek zarar edildi. Mesela, 655 bin 302 YTL'lik harcama yapılarak basılan kitapların satışından sadece 104 bin YTL'lik gelir elde edildi. Üstelik alınan bu ücretler döner sermaye yerine vakıf şirketi olan BÜTEK AŞ'nin hesabına yatırılmış. Benzer şekilde, bazı öğrenci kulüpleri için ücretsiz bir şekilde afiş, davetiye, el ilanı, sertifika, bülten, bilet, yaka kartı ve çeşitli dergilerin basımı yapılmış ancak bunun için alınması gereken 15 bin 118 YTL'lik bedel ise hiç tahsil edilmemiş. Yapılan denetimlerde Yıldız Üniversitesi'nde de benzer bir yolsuzluğun yapıldığı tespit edilmiş. Buna göre, üniversite 1999-2004 yılları arasında YTÜ Vakfı'na bağlı Mühendislik ve Teknik Danışmanlık İktisadi İşletme adlı şirkete borç vermiş. Borcun geç tahsil edilmesi nedeniyle bu para, enflasyon karşısında 240 bin 457 YTL değer kaybederek kamu zararına sebebiyet verilmiş. 
Öğretim üyelerine haksız yere para aktarılmış
Raporda, üniversitelerde paraların nasıl keyfi olarak harcandığını ya da kaynakların peşkeş çekildiğini gösteren sayısız örnek var. Mesela, Boğaziçi Üniversitesi'nde 2002, 2003, 2004, 2005 ve 2006 yıllarına ilişkin giderleri üzerinde yapılan incelemede, öğretim üyelerinin dışarıya verdikleri hizmetler karşılığında elde edilen gelir döner sermaye yerine öğretim üyelerinin bizzat kendilerine ödendiği ortaya çıkarıldı. Böylece, üniversite 8 milyon 73 bin 629 YTL'lik bir zarara uğratıldı. Aynı üniversitede öğretim üyelerine yapılan ödemelerden 413 bin 366 YTL'lik eksik gelir vergisi ve fon payı hesaplanmış. Böylece ,toplam 486 bin 225 YTL'lik hazine zararına sebebiyet verildiği tespit edildi. Benzer bir skandal da Dokuz Eylül Üniversitesi'nde yaşanmış. Buna göre, bazı öğretim üyelerinin danışmanlık hizmetlerine mukabil üniversitenin döner sermayesine aktarılması gereken paralar başka vakfa aktarıldığı tespit edildi. Benzer bir yolsuzluk da EÜ'da yaşandığı tespit edilirken, devlet 331 bin 99 YTL zarara uğratıldı.

9.8.2008 | Kategori: haberler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

<Önceki Yazılar