"Bismillahirrahmanirrahim"
" MİLLİ GÖRÜŞ OLARAK BİZ TÜM İNSANLIĞA EN İYİ İMKANLARI SUNDUK ,SUNMAKTAYIZ.FAKAT ONLAR BİZLERİ YİNEDE İSTİMİYOR"Saadet Partisi Gençlik Kolları Milli Görüş sevdalıları ve öğrenmek isteyenler için



İNSANLIK YANIYOR,ERBAKANI ARIYOR

RSS

MOSSAD Irak’ta bilim adamlarını yok ediyor

AMAÇLARI SADECE ÖLDÜRMEK,YOK ETMEK,ELE GEÇİRMEK,GELİŞMESİNİ ÖNLEMEK.BU KONU DİN BÖLÜMÜNE AÇILDI.İSTE BUYRUN DİNİ İÇİN BU DURUMLARA DÜŞENLER. VE DÜŞÜNÜNKİ BU ÜLKE ONLARIN TEK UMUDU.FAKAT BİZLER DİNDAR DİYE SEÇTİĞİMİZ BAŞKANDAN DAHA BU ZÜLME DUR DEDİKLERİNİ GÖRMEDİK .TEK TOPLULUK VARKİ BU ADAMLARIN DİZLERİNİ TİTRETEN ODA MİLLİ GÖRÜŞ......
MOSSAD IrMOSSAD Irak’ta bilim adamlarını yok ediyor

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın hazırladığı rapora göre İsrail istihbarat teşkilatı MOSSAD şuana kadar Irak’ta nükleer enerji konusunda uzman 350 bilim adamını ve 300 öğretim görevlisini öldürdü.
Dışişleri bakanlığı tarafından hazırlanarak başkan Bush’a sunulan rapora göre öldürülen üniversite öğretim görevlileri çeşitli branşlarda eğitim veriyorlardı. MOSSAD 2003 yılından beri Irak’ta karışıklık çıkarmakta kullanılacak Kürtlerden ve farklı başka gruplardan militanlara eğitimler veriyordu.
Timeturk haber portalında yer alan habere göre, raporda Irak’ta bir süredir faaliyette bulunan İsrailli memurların ve subayların asıl görevinin nükleer enerji konusunda uzman olan bilim adamlarını ortadan kaldırmak olduğunu içeriyor. İsrailli subayların söz konusu bilim adamlarına yönelik faaliyetlerinin Iraklı bilim adamlarının Amerika’da nükleer çalışmalarını sürdürmeleri konusunda Amerika Tarafından bir türlü ikna edilememelerinden sonra başladığı da raporda yer alan bilgiler arasında. Amerika’da nükleer enerji sahasında çalışmaları hususunda ikna edilen birçok bilim adamınınsa daha sonra Amerika’da çalışmayı reddederek başka ülkeleri kaçtığı ifade ediliyor. Rapor Irak’ta kalma konusunda ısrar edip ülkeyi terk etmeyen bilim adamlarının Amerikan ordusu tarafından sorgulamalara ve takibata tabi tutulduklarını hatta bazılarının bu yüzden işkence gördüklerini ileri sürüyor. Yine rapor İsrail’in bu bilim adamlarının ileride İsrail’in ulusal güvenliği için bir tehdit oluşturacağını düşündüğünü iddia ediyor.
Ürdün’de çıkan el-hakika e-devliye gazetesi bu rapora işarete ederek İsrail’in bu bilim adamlardan ancak onları ortadan kaldırarak kurtulabileceği, bunun içinse Irak’ta İşgalin başlangıcından bu yana baş gösteren şiddet ortamının en uygun bir ortam olduğu sonucuna ulaştığını yazdı.
Gazetenin haberine göre Pentagon’un İsrail istihbarat örgütlerinin verdiği raporlara sekiz ay önce muvafakatini bildirdikten sonra İsrailli komandolar bilim adamlarını öldürme görevini üstlendiler. Bilim adamlarını ortadan kaldırmada İsrailli komandolara Amerikalı bir özel güvenlik ekibi de yardımcı oldu. Habere göre Amerikan özel güvenlik ekibi öldürülecek bilim adamları hakkında şahsi bilgileri İsrailli güçlere bildiriyorlardı. Bu Amerikan İsrail ortak operasyonu sekiz ay sürdü ve bu süre içinde 350 nükleer enerji uzmanı bilim adamı ve 200 kadar da Üniversite öğretim görevlisi öldürüldü. Yine haber göre 1000 kadar ıraklı bilim adamı İsrail’in ve Amerika’nın hedef listesinde yer alıyor. ak’ta bilim adamlarını yok ediyor

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın hazırladığı rapora göre İsrail istihbarat teşkilatı MOSSAD şuana kadar Irak’ta nükleer enerji konusunda uzman 350 bilim adamını ve 300 öğretim görevlisini öldürdü.
Dışişleri bakanlığı tarafından hazırlanarak başkan Bush’a sunulan rapora göre öldürülen üniversite öğretim görevlileri çeşitli branşlarda eğitim veriyorlardı. MOSSAD 2003 yılından beri Irak’ta karışıklık çıkarmakta kullanılacak Kürtlerden ve farklı başka gruplardan militanlara eğitimler veriyordu.
Timeturk haber portalında yer alan habere göre, raporda Irak’ta bir süredir faaliyette bulunan İsrailli memurların ve subayların asıl görevinin nükleer enerji konusunda uzman olan bilim adamlarını ortadan kaldırmak olduğunu içeriyor. İsrailli subayların söz konusu bilim adamlarına yönelik faaliyetlerinin Iraklı bilim adamlarının Amerika’da nükleer çalışmalarını sürdürmeleri konusunda Amerika Tarafından bir türlü ikna edilememelerinden sonra başladığı da raporda yer alan bilgiler arasında. Amerika’da nükleer enerji sahasında çalışmaları hususunda ikna edilen birçok bilim adamınınsa daha sonra Amerika’da çalışmayı reddederek başka ülkeleri kaçtığı ifade ediliyor. Rapor Irak’ta kalma konusunda ısrar edip ülkeyi terk etmeyen bilim adamlarının Amerikan ordusu tarafından sorgulamalara ve takibata tabi tutulduklarını hatta bazılarının bu yüzden işkence gördüklerini ileri sürüyor. Yine rapor İsrail’in bu bilim adamlarının ileride İsrail’in ulusal güvenliği için bir tehdit oluşturacağını düşündüğünü iddia ediyor.
Ürdün’de çıkan el-hakika e-devliye gazetesi bu rapora işarete ederek İsrail’in bu bilim adamlardan ancak onları ortadan kaldırarak kurtulabileceği, bunun içinse Irak’ta İşgalin başlangıcından bu yana baş gösteren şiddet ortamının en uygun bir ortam olduğu sonucuna ulaştığını yazdı.
Gazetenin haberine göre Pentagon’un İsrail istihbarat örgütlerinin verdiği raporlara sekiz ay önce muvafakatini bildirdikten sonra İsrailli komandolar bilim adamlarını öldürme görevini üstlendiler. Bilim adamlarını ortadan kaldırmada İsrailli komandolara Amerikalı bir özel güvenlik ekibi de yardımcı oldu. Habere göre Amerikan özel güvenlik ekibi öldürülecek bilim adamları hakkında şahsi bilgileri İsrailli güçlere bildiriyorlardı. Bu Amerikan İsrail ortak operasyonu sekiz ay sürdü ve bu süre içinde 350 nükleer enerji uzmanı bilim adamı ve 200 kadar da Üniversite öğretim görevlisi öldürüldü. Yine haber göre 1000 kadar ıraklı bilim adamı İsrail’in ve Amerika’nın hedef listesinde yer alıyor.

9.8.2008 | Kategori: din | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Peygamberimize adanan gece!

Anadolu Gençlik Derneği Başakşehir Şubesi bu yıl da geleneği bozmayarak Peygamber efendimizin doğum günü münasebetiyle Kutlu Doğum programını Başakşehir Çınar Kongre Merkezi’nde düzenledi. AGD Başakşehir Şubesi Başkanı Avukat Abdullah Yazıcı açılış konuşmasında Peygamber efendimizi anmanın Anadolu Gençlik olarak birinci vazifeleri olduğunu söyledi. Selim Karakuş’un  “Hani söz vermiştik” isimli şiiri okuması geceye renk kattı. Prof. Dr. Yaşar Kandemir ise yaptığı konuşmada “Hz Peygamber insana güven veren insana emniyet veren, yanında bulunmaktan dolayı insanların mutluluk duyduğu bir insandı” açıklamasını yaptı. “Bugün Filistin’de ve Irak’ta kâfir zulmüyle inleyen, can çekişen, her gün yavrularını kaybeden kardeşlerimizin bulunduğunu, onların bizden bir parça olduğunu unutmalım” diyen Kandemir, “Efendimiz, Müslümanlar bir vücuda benzer. Vücudun bir yeri ağrısa, sızlasa vücudun diğer organları da ona eşlik eder buyurmuştur. Dünyanın bir çok yerinde zalimin zulmü altında inleyen kardeşlerimiz olduğunu unutmayalım. Elimizdeki imkanları sık sık onlara gönderelim” değerlendirmesinde bulundu.
Gecede bir konser veren Taha, “Ay Yüzlüm”ün de aralarında bulunduğu        müzik eserleriyle dinleyenlere duygu dolu anlar yaşattı.

28.4.2008 | Kategori: din | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

Hz.Peygamberin Ramazan Hazırlıkları....

Hz. Peygamberin Ramazan ayı girmeden önce yaptığı hazırlıkları Ashâb-ı Kirâm'ın naklettiği bilgilere, yani bu konudaki sünnetine bakarak tesbit etmek mümkündür. Bu konuda nakledilen rivayetler incelediğinde iki konunun öne çıktığı görülür:

Ramazan ayının başlangıcının tespiti
(Rü'yet-i Hilal)


Ramazan ayının başlangıcının tespiti Bu da Ramazan ayına ait hilalin görülmesiyle olur. Hz. Peygamber Ramazan ayı girmeden önce, Ramazan hi­lalinin araştırılmasını, hilalin görülüp görülmediğinin tespitinin yapılmasından sonra oruca başlanmasını isterdi.

- Abdullah bin Ömer (r.a) naklediyor:

"Rasûlullah Ramazanı zikrederek buyurdular ki;

"Hilâli görünceye kadar oruç tutmayın; yine (müteakip) hilali (Şevval ayının hilâlini) görünceye kadar da bayramı yap­mayın. Bulut araya girerse takdir edin (yani hesaplayıp otuza ta­mamlayın).."1

- Hz. Âişe anlatıyor:

"Rasûlullah Şaban ayının günlerini hesapladığı kadar başka bir ayın günlerini hesaplamazdı. Sonra Ramazan hilâlini görünce, oruca başlardı. Eğer bulut araya girer (hilali göremez) ise, (Şaban'ı) otuz gün olarak hesaplar, sonra Ramazan orucuna başlardı."2

Ramazan ayının girdiğinin tesbiti konusunda Hz. Peygamberin çok sayıda hadisleri bulunmaktadır. Rama­zan hilali ile Şevval hilalinin görülmesinin tesbiti nasıl olacak­tır? Bu konudaki hadisler topluca incelendiğinde, her iki yo­ruma da müsait açık ifâdelere rastlanmaktadır.

Hilalin görülmesi meselesi öteden beri üzerinde duru­lan ve sonu gelmeyen tartışmalara yol açan bir konudur. Tar­tışmanın esası şudur: Ramazan hilalinin görülmesinde baş gözüyle görmeye mi itibar edilecektir, yoksa bu hususta astrono­mik hesaplara dayanmak caiz midir?

Hilalin, güneş battıktan sonra görülmesi, Kameri Takvi­me göre içinde bulunulan ayın sonunu, bir sonraki ayın baş­langıcını gösterir. Hilal ilk doğduğunda çok ince olduğu ve çok kısa bir süre sonra kaybolduğu için, ilk günün hilalini görmek büyük bir dikkat ve tecrübeyi gerektirir. O anda hafif bir sis bulunması durumunda hilalin görülmesi mümkün ol­maz. Bunun için Peygamberimiz bu gibi durumlarda ayı otuza tamamlamayı emretmiştir.3

Asıl tartışma, astronomi ilminin verilerine göre hareket edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Bu konuda, astronomi ilminin verilerine itibar edilmeyeceğini savunanla­rın argümanları oldukça zayıf görülmektedir. Bir kere Pey­gamberimiz "Hilali görünce oruç tutun..."4 dediğine göre, aslolan hilalin görülmesidir; görmenin nasıl olduğu değil. Ha­diste geçen rü'yet kelimesinin "baş gözüyle görmek" anlamına geldiğini iddia etmek ise bir zorlamadır; çünkü kelimenin kla­sik Arapça'da "anlamak, bilmek" gibi anlamları vardır.

Esasen Peygamberimizin bu sözü, o toplumun bilgi ve tecrübe birikiminin ince hesaplar yapmaya yetemeyeceğini, fakat bu işin özel hesap meselesi olduğunu da göstermiş olmaktadır.

Klasik dönem fakihleri de, rû'yet-i hilal tartışmasını kes­mek maksadıyla, kamu otoritesinin (hâkim) bu konudaki ka­rarını herkes için bağlayıcı kabul etmişlerdir. Ülkemizde, her yıl yaşanan anlamsız ve lüzumsuz tartışmalara son vermek için, bu alanda kamu otoritesi sayılan Diyanet İşleri Başkanlığının astronomik verileri esas alarak kabul ve ilan ettiği tak­vime uyulması en doğrusudur. Bununla birlikte astronomik hesapla tatmin olmayıp hilalin gözle görülmesi gerektiğini dü­şünenler, meseleyi tabiî mecradan saptırmamak ve fitneye sebep olmamak şartıyla sadece kendi nefislerinde gözle gör­meyi esas alarak davranabilirler.5

"Yevm-i Şekk" de Oruç Tutulmaması
Hz. Peygamber, "Yevm-i Şekk" de oruç tutulmamasını emretmiştir. Havanın bulutlu olması gibi sebepler yüzünden, Şaban ayının 29'dan sonraki gününün Şaban ayına mı âit yoksa Rama­zan ayına mı âit olduğu konusunda şüphe meydana gelirse, bu güne "Yevm-i Şekk" (şüpheli gün) denir. Peygamberimiz bu günde oruç tutulmasını yasaklamıştır.

- Ebû Hûreyre (r.a)'den rivayet edildiğine göre "Rasûlullah buyurdular ki: Sizden kimse Ramazanı bir veya iki gün önceden oruç tutarak karşılamasın. (Ancak) eğer bir kimse önceden oruç tutmakta idiyse orucu tutsun."

Bu hadis Ramazan ayının bir iki gün öncesinden oruca başlamayı yasaklamaktadır. İslam âlimleri hadis metninden hareketle yasaklamanın, ‘Ramazan olabilir endişesiyle ve ihtiyat düşüncesiyle' tutulacak oruca ilişkin olduğunu kabul etmektedir.6 Nitekim, hadisin devamında o günlerde ikiden fazla oruç tutmaya azmetmiş kimsenin önceden başladığı oruçlarını devam ettirerek Ramazandan bir iki gün öncesini de oruçlu geçirebileceğini belirtir. Ayrıca Cahiliye Arapları arasında Nesi' (ayların yerlerini öne ve arkaya alarak değiştirme) uygulamasının yaygın olduğunu düşünürsek - ki bu uygulama Kur'an ayetiyle 7 kaldırılmıştır - insanların Yevm-i Şekk'de oruç tutmak suretiyle bu nesi' uygulamasını çağrıştıracak davranışlara girmesini önlemeye yönelik bir emir olarak da telakki etmek mümkündür.


Doç.Dr.Ali Çelik
alıntı

23.9.2007 | Kategori: din | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

RAMAZAN AYI ve FAZİLETLERİ

Bakara, 183 - "Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, sizin üzerinize de oruç farz kılındı. Ola ki sakınıp korunursunuz "

Bakara, 184 - "Sayılı günlerdir. Sizden kim o günlerde hasta veya yolcu olur da oruç tutmazsa, başka günlerde kaza eder. Oruç tutmaya takati yetmeyenlere ise, her gün için bir yoksulu doyuracak kadar fidye vermek gerekir. Kim kendi isteğiyle fazladan hayır yaparsa, bu, kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır."

Bakara, 185 - "O sayılı günler, Ramazan ayıdır ki, insanlara doğru yolu gösteren, hidayeti ve hakkı batıldan ayırmayı açıklayan Kur'an, bu ayda indirildi. Sizden kim o aya erişirse, onu oruçla geçirsin. Kim hasta veya yolculukta olur da oruç tutamazsa, başka günlerde kaza eder. ALLAH size kolaylık diler, size zorluk dilemez. Ki böylece sayıyı tamamlayasınız, sizi doğru yola ilettiği için ALLAH'ı yüceltesiniz ve şükredesiniz."

Bakara, 186 - "Eğer kullarım Beni senden sorarlarsa, şüphesiz ki Ben, çok yakınım. Bana dua ettiğinde, dua edenin duasını kabul ederim. O halde Benim emrime uysunlar ve Bana iman etsinler ki doğru yola gidebilsinler."

Bakara, 187- "Oruç tuttuğunuz günlerin gecelerinde hanımlarınıza yaklaşmanız size helal kılındı. Onlar sizin elbisenizdir. Siz de onların elbisesisiniz ALLAH sizin nefislerinize zulmettiğinizi bildi. Bunun üzerine tevbenizi kabul edip sizi bağışladı. Şimdi artık onlara yaklaşın. ALLAH'ın size farz kıldığını talep edin. Fecirde beyaz iplik siyah iplikten ayırt edilinceye kadar yeyin, için. Sonra orucunuzu geceye kadar devam ettirin. Mescidlerde itikâfta iken de hanımlarınıza yaklaşmayın. Bunlar, ALLAH'ın koyduğu sınırlardır. Bunlara yaklaşmayın. ALLAH insanlara ayetlerini işte böyle açıklar ki, O'ndan korksunlar."



3082 - Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor : "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki : "Ademoğlunun her ameli katlanır. (Zira Cenab-ı Hakk'ın bu husustaki sünneti şudur : ) Hayır ameller en az on misliyle yazılır, bu yediyüz misline kadar çıkar. Allah Teâla Hazretleri (bir hadis-i kudside) şöyle buyurmuştur: "Oruç bu kaideden hariçtir. Çünkü o sırf benim içindir, ben de onu (dilediğim gibi) mükâfaatlandıracağım. Kulum benim için şehvetini, yiyeceğini terketti."

"Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir; diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku (halüf), Allah indinde misk kokusundan daha hoştur.''



3083 - Bir rivayette de şöyle buyrulmuştur: "Oruç perdedir. Biriniz birgün oruç tutacak olursa kötü söz sarfetmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa "ben oruçluyum!'' desin (ve ona bulaşmasın).''

Buhari, Savm 2, 9, Libas 78 ; Müslim, Sıyâm 164 (1151) ; Muvatta, Sıyâm 58, (1, 310) ; Ebu Dâvud, Savm 25 (2363); Tirmizi, Savm 55, (764); Nesâi, Sıyâm 41, (2, 160-161); İbnu Mâce, Sıyam 1, (1638), Edeb 58, (3823).


3084 - Yine Ebu Hüreyıe (radıyallahu anh) anlatıyor : "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kim Allah Teala yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar.''

Tirmizi, Cihâd 3, (1624).




Ramazan Orucu Hakkında Genel

* Oruç , ikinci fecirden güneşin batışına kadar insanın kendisini ALLAH'ın bir emri olduğundan ötürü ve sonuçta ALLAH'ın rızasını kazanma amacıyla, yemek içmek ve cinsel ilişkiden alıkoyması demektir.

* Oruç kelimesinin anlamı ( Arapçası "siyam" ve " sav" dır. ) nefsi tutmak ve engelemektir.

* Ramazan orucu , Hz. Muhammed'in (s.a.v) Medine'ye hicretinden bir buçuk sene sonra , Şaban ayının onuncu günü farz kılınmıştır.

* Orucun farz oluşu Kur'an , ( Oruç size farz kılındı... ( Bakara , 183 ) Hz. Muhammed'in sünneti , İslam alimleri ve ümmetin fikir ile ( icma ) kesindir.



Oruca Niyet

* Oruca kalben ( bilinç olarak ) niyet etmek yeterlidir.

* Oruç için sahura kalkılmış olması da otomatik olarak bir niyettir.

* Niyetin dil ile de yapılması sünnettir.

* Niyetin vakti , güneşin batışından kaba kuşluğa (öğle namazına yarım saat kala ) kadardır. Bundan sonra niyetlendirilemez.

* Ramazan orucu için bir önceki günün iftarından itibaren niyet edilebilir.

* Ramazan'da her günün orucu için ayrıca niyet edilmesi gerekir. Örneğin , Ramazan ayının başında " Niyet ettim bütün Ramazan'ı oruçlu geçirmeye " tarzında bir niyet geçerli değildir.

* Oruçlu bir kişi orucunu bozmaya niyet etse ve fakat bu niyetini gerçekleştiremese , sadece bozma niyetiyle orucu bozulmuş olmaz. Yiyip içmesi şarttır.

* Ramazan gününün sabah saatlerinde bayılan bir kişi öğle namazı vaktinden önce kendisine gelip, oruca niyet ederse bu niyet geçerlidir.

* Orucun geçerli olabilmesi için niyetin çok net ve kesin bir biçimde " ALLAH rızası " olması gereklidir. Rejim , sağlıklı olmak , zayıflamak gibi düşüncelerde tutulan orucun İslami olarak bir geçerliliği ve değeri yoktur.

* Bir kişi , Ramazan ayında ve Ramazan olduğu bildiği halde kararsız kalsa ve oruca da yiyip içmeye de niyet etmemiş bulunsa , tercih edilen görüşe göre , bu kişi bu kişi oruçlu sayılmaz.

* Bir kişi , geceden oruç için niyet etmiş ve sonra da fecrin doğuşundan önce bu niyetinden vazgeçmiş olsa , oruçlu sayılmaz.


10.9.2007 | Kategori: din | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı